OkuyanAnne’den Yeni Kitap Haberi


31 Aralık 2025 Çarşamba

 

Beyin Koçuna 100 Soru Cevap 1Pınar Yeşiltay Sevim

Çocukların dikkatini toplamak neden bu kadar zorlaştı?
Hafıza neden eskisi kadar güçlü değil?
Ekranlar beyni nasıl etkiliyor?
Peki biz ebeveynler ve eğitimciler bu süreçte ne yapabiliriz?

Davranış Bilimleri Uzmanı, Beyin Koçu ve KidzBrain’in kurucusu Pınar Yeşiltay Sevim, bu sorulara sade, anlaşılır ve bilimsel temelli cevaplar sunan yeni kitabı “Beyin Koçuna 100 Soru Cevap 1” ile okurlarla buluşuyor.

Bu kitap, yalnızca bilgi veren bir kaynak değil;
aynı zamanda zihni anlamaya, çocuğun beynine doğru yerden dokunmaya ve günlük hayatta uygulanabilir çözümler üretmeye davet eden bir rehber.

Kitapta neler var?

  • Çocuk ve yetişkin beyninin nasıl çalıştığı

  • Dikkat, odaklanma ve hafıza sorunlarının nedenleri

  • Ekran, teknoloji ve modern yaşamın beyne etkileri

  • Öğrenme güçlükleri ve nöroçeşitlilik

  • Evde ve okulda uygulanabilecek beyin dostu öneriler

Her biri kısa, net ve gerçek hayattan sorularla yapılandırılmış 100 soru – 100 cevap, özellikle yoğun ebeveynler ve eğitimciler için kolay okunur bir başvuru kaynağı sunuyor.

Kimler için?

  • Çocuğunun beynini daha iyi anlamak isteyen ebeveynler

  • Eğitimciler ve rehberlik uzmanları

  • Dikkat ve öğrenme süreçleriyle ilgilenen herkes

  • “Doğruyu yapmak istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum” diyenler

Beyin Koçuna 100 Soru Cevap 1,
bilimsel bilgiyi karmaşıklaştırmadan anlatan diliyle,
okuyanın zihninde “Ben bunu yapabilirim” hissi uyandırıyor.

Çünkü bazen bir soruya verilen doğru cevap,
bir çocuğun, bir ailenin ve hatta bir hayatın yönünü değiştirebilir.

2026 VISION BOARDLAR HAZIR MI


2025’in son günündeyiz. Her yer ışıl ışıl süslenmiş, Anadolu bembeyaz karla kaplanmış, bitsin artık dediğimiz yılın son gününe gelinmiş. Dilekler, hayaller, talepler yarına ertelenmiş, beklentiler şekillenmiş…

Peki sen 2026’dan neler bekliyorsun?

Bir vizyon panon, yazılı hayallerin hedeflerin var mı? Beklentilerini, isteklerini madde madde yazıp, çizip şekillendirdin mi?


Evet diyorsan süper ama eğer bunu henüz yapmadıysan bir an önce gerçekleştirmeni öneririm.

…Neden mi?

Çünkü beyin, belirsizliği sevmez.
Ama daha da önemlisi, boşlukta kalmayı hiç sevmez.

Beynimiz aslında çok net çalışır:
“Ne yapacağım?”, “Nereye gideceğim?”, “Beni ne bekliyor?” sorularına cevap arar.
Eğer sen bu cevapları bilinçli olarak vermezsen, beyin kendi senaryosunu yazar.
Ve ne yazık ki o senaryolar çoğu zaman kaygı, erteleme ve yorgunluk içerir.

Şöyle düşün:
Sabah nereye gideceğini bilmeden evden çıktığını hayal et.
Ayakkabın var ama yol yok.
İşte yazılmamış hedefler de beyinde tam olarak böyle bir his yaratır.

Vizyon panosu ya da yazılı hedefler “polyannacılık” değildir.
Aksine, beynin yürütücü işlevlerini devreye sokmanın en basit yoludur.
Planlama, önceliklendirme, dikkat ve motivasyon…
Hepsi “ben buraya gidiyorum” dediğin anda harekete geçer.

Bir de şu var: Beyin kelimelerden çok görüntülerle çalışır.
Bu yüzden yazmak, çizmek, şekillendirmek çok kıymetlidir.
Gördüğün her hedef, beynine şunu fısıldar:  “Bu mümkün.”

Ama küçük bir parantez açalım. Vizyon panosu yaparken herkesin düştüğü bir hata var.
Hep “daha fazlası” yazılıyor.
Daha çok iş, daha çok başarı, daha çok hız…

Oysa beyin en çok şu soruya cevap ister:  “Ben nasıl hissetmek istiyorum?”

2026’da daha sakin mi olmak istiyorsun?
Daha net mi?
Daha güvende mi?
Daha az suçlulukla mı yaşamak istiyorsun?

Çünkü hedefler duygularla eşleşmediğinde, beyin onları sahiplenmez.
Sahiplenmediği hiçbir hedef için de enerji üretmez.

O yüzden yeni yıla girerken kendine şunu sor: 

“Ben bu yıl zihnimde neyi azaltmak istiyorum?”
Belki karmaşayı…
Belki yorgunluğu…
Belki sürekli yetememe hissini…

Ve neyi çoğaltmak istiyorum?
Odaklanmayı mı?
Keyfi mi?
Anlamı mı?

Unutma,
Yeni yıl takvimde değişir ama hayat beyinde değişir.
Ve beyin, netlikten, görsellikten ve niyetten beslenir.

Belki de bu yılın en büyük hedefi şudur:
Zihnini yarına hazırlamak.

Yeni yıl hepimize, daha az koştuğumuz ama daha doğru yere vardığımız bir zihin hali getirsin.

                                                          

                                                                                                 Pınar Yeşiltay Sevim


Bu yaz tatilinde tüm çocuklar KidzBrain Atölyeleri ile tanışacak…


25 Temmuz 2025 Cuma


Ege Bölgesi’nin alışveriş, yeme içme ve eğlence merkezi İstinyePark İzmir, özel mimarisi,

tüm yerli ve yabancı markalara ev sahipliği yapan markalar caddesi, farklı tüketim

alışkanlıklarına sahip tüm ziyaretçilerin günlük yaşamdaki ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra gelişim ve tasarım odaklı 21.yy niteliklerine yönelik KidzBrain iş birliği ile hazırladıkları atölyelerle dikkat çekiyor.


Oxford sözlüğüne giren BranRoot (Beyin çürümesi) nin önemini vurgulayan ve beyin gelişimini desteleyerek doğru teknoloji kullanımı hususuda özenle hazırlanan atölyelerle 4 yaşından itibaren çocuk ve gençlere yönelik alternatifler sunuyor.


Etkinlikler çerçevesinde KidzBrain Gelişim ve Tasarım Atölyeleri İstinyePark İzmir’de -1.

Kat Ana Etkinlik Alanı’nda gerçekleşecek.  1 Ağustos - 7 Eylül tarihleri arasında her cumartesi ve her pazar günü düzenlenecek atölyeler ücretsiz olacak.


Çocukların üretkenlik, dizayn thinking, teknoloji ve analitik düşünme becerileri penceresinden bakarak eğlenerek öğrenecekleri program kapsamında,  

her cumartesi 

13.00-13.40 saatleri arasında Beyin Egzersizleri ve Dikkat Atölyesi (7-12 Yaş), 

14.00-14.40 saatlerinde Math Dizayn- Matematiksel Tasarım Atölyesi (Matematiksel

Düşünme ve Tasarım, 5-7 Yaş), 

15.00-15.40 saatlerinde Yeni Nesil Kodlama Atölyesi

(Bilgisayarlı, 7-12 Yaş) , 

16.00-16.40 Math Dizayn Atölyesi Bilgisayarlı (8+ Yaş), 

17.00-17.40 saatlerinde Yapay Zeka ile Görsel Tasarım Atölyesi (10+ Yaş) olacak.


Her Pazar ise 

13.00-13.40 saatlerinde Tinkercad ile Modelleme Atölyesi( 7+ Yaş), 

14.00-14.40 saatlerinde Tasarla, Uygula, Yapıştır, Sticker Tasarım Atölyesi( 4-7 Yaş), 

15.00- 15.40saatlerinde Kidzbrain Egzersizleri Atölyesi (5-8 Yaş), 

16.00-16.40 saatlerinde Yapay Zekaile Müzik ve Tasarım Atölyesi (7 + Yaş), 

17.00- 17.40 saatlerinde Mind & Science Atölyesi(4-7 Yaş) gerçekleşecek.


Bu keyifli etkinlikleri sakın kaçırmayın















Peki DEHB'li beyinler neden böyle bir başlangıç engeliyle mücadele ediyor?


24 Temmuz 2025 Perşembe




Ödül Eksikliği Sendromu: Şunu bir düşünün: Beynimizin ödül sistemi, bizi başarının peşinden koşmaya motive eden, iyi hissettiren bir kimyasal olan dopaminle çalışır. Ancak DEHB'li beyinler için bu ödül sistemi adeta zoru başarmak gibidir. "Hadi yapalım!" hissini uyandırmak için çok daha fazla dopamin gerekir.


Gecikmiş Tatminsizlik: Başkalarını uzun vadeli hedeflere ulaşmaya teşvik eden o heyecan mı? Ulaşılması zor bir ödül sistemi yüzünden mi? DEHB'li beyinler için bu, daha çok hafif bir fısıltı gibi. Uzaktaki teslim tarihlerinin daha az motive edici görünmesine şaşmamalı!


Uyarım Arayışı: Peki, DEHB'li bir beyin ne yapmalı? Genellikle hızlı dopamin atakları arayışına girer. Yenilik, heyecan, anında tatmin - bunlar dopamin patlaması vaat eden siren çağrılarıdır. Ancak bu hızlı çözümler o anda iyi hissettirse de, genellikle motivasyonda iniş çıkışlara yol açarak daha büyük hedeflere ulaşmayı daha da zorlaştırır. 


Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Bir Beyni Ne Motive Eder?

Baskı: Baskı, hepimizin arka cebinde taşıdığı, gerektiğinde kullanmaya hazır motivasyon kaynağıdır. Üretimi en kolay olanıdır ve (çoğu zaman) güvenebileceğiniz bir şeydir.

DEHB'li beyin baskı altında

Baskı, yarın sabah teslim etmeniz gereken ödev, patronunuzun üç hafta önce teslim etmesi gereken raporu istemesi ve eşinizin unutulmuş bir yıldönümü için ağlaması.

En sık kullanılan motivasyon aracıdır çünkü üretmesi en kolay olanıdır. Şu anda o projeye başlamak istemiyor musunuz? Birkaç hafta bekleyin - teslim tarihinden birkaç saat önce, çok daha ikna edici gelecektir. 


        Baskı nasıl çalışır: Herhangi bir şekilde baskı hissettiğimizde, vücudumuz stresle             başa çıkmak ve onu sürdürmek için dopamin ve adrenalin salgılar . Bu dopamin, dopamin                 açlığı çeken beyinlerimizi besler ve odaklanmamızı sağlayarak, baskı dolu her ne görev                     olursa olsun onu çok daha ilgi çekici hale getirir. 

3 Tip Baskı:

Kişilerarası baskı 

Bu, başkalarının size uyguladığı baskıdır; ister ihtiyaçları, ister hayal kırıklıkları, ister öfkeleri olsun. Kocanızın yan komşunuza verdiği tepkiler veya siz Candy Crush'ın bir sonraki seviyesini geçmeye çalışırken çocuğunuzun ısrarla gömleğinizin eteğini çekiştirmesidir.

Zaman Baskısı

Bu, asırlardır ertelemenin etkili bir sonucudur. Zaman baskısı, ödev teslim tarihinden bir gece öncesine kadar beklediğimizde doğal olarak artar ve büyük bir sunumdan önceki çaresiz gece uykusuyla bizi doğrudan vurur. Sınav öncesi geceleri çalışma performansının zirvede olması zaman baskısına iyi bir örnektir. Zaman baskısı, DEHB beyninin önemli olana odaklanıp gerisini görmezden gelmesine neden olur, önemli olan olarak da en yakın tarihte olanı algılar ya da ileri tarihli olanı erteler.

Finansal Baskı

Finansal baskı, banka hesaplarımıza ve ödeme dengemize baskı yaparak bizi sorumlu tutar. Gecikme ücretleri ve faiz uygulamaları arkasındaki temel düşünce budur. Ancak, DEHB beyni için en az güçlü baskıdır çünkü cezaya, ödüle verdiği tepki kadar iyi tepki vermez. Bununla birlikte, finansal baskı yeterince büyük ve anlamlı hale gelirse, DEHB beynini oldukça hızlı bir şekilde harekete geçirebilir.


           Yeterince beklerseniz, her türlü baskı kendiliğinden gelecektir. Yeterince zamangeçerse,15 Nisan mutlaka gelecektir; Amazon kocanızı tezgahta uzun süre bekletmeyedevam ederse, kocanız sizi rahatsız etmeye başlayacak ve elektrik faturasını ödemeyi unutacaktır; gecikme ücretleri de birikmeye başlayacaktır. Baskı yaratmanıza gerek yok çünkü kaçınılmaz olarak size geri dönecektir.   

 İlgi/Tutku:

Hangi DEHB'li "Neden bilgisayar oynarken bu kadar odaklanırken kitap okuyup ödevlerini yapmıyorsun?" cümlesini duymamıştır ki? 

Bu durum kafa karıştırıcı ve son derece sinir bozucu. 

Harekete geçebilir, odaklanabilir ve ilginizi çeken şeylere tamamen odaklanabilirsiniz; ancak o şeyi, içsel bir zevk veya dürtü içermeyen bir şeyle değiştirirseniz, beyninizin treni aniden durur.


İlgi ve tutku, her zaman aradığı dopamini serbest bırakır. Beyni harekete geçirir ve o ilgiye doğru yönlendirir. Beynimizin başlamasını engelleyen başlangıç engelini, hafif bir hız tümseğine dönüştürürler.  

Ama pek de ilgi çekici olmayan bir görev mi?

Bu başlangıç engeli, iki katlı bir duvarla da aynı olabilir. Tırmanmak için gereken enerji miktarı neredeyse imkansız gibi görünüyor.

Yarışma

Tutkulu bir basketbol oyuncusu olan keşim Serhat, birkaç ay önce bir maçtan eve fazlasıyla bitkin bir halde geldi. Maçı sorduğumda, oyunda 20 yaşında bir adamın ondan çok daha iyi oynadığını söyledi. 

Peki, Serhat kendi yaşını mı yoksa çok daha yavaş, daha az antremanlı olduğunu düşündü mü? Hayır! Tabii ki hayır - o hızlandıkça peşinden koştu ve bu süreçte 45 yaşındaki bedenini yordu.

Rekabet, DEHB'li beyni harekete geçiriyor. 

Heyecan ve hareketlilik kazandırır ve aniden mücadele, başlamaktan ziyade kazanmakla ilgili hale gelir ve bu da başlangıç engelini etkili bir şekilde ortadan kaldırır. Öyle ki, yakın zamanda yapılan bir araştırma, DEHB'li beyinlerin rekabetçi durumlarda daha iyi performans göstermekle kalmayıp, daha özgün fikirler bile ürettiğini ortaya koydu! 

rekabetle DEHB beyni

Herkes rekabete yanıt vermez. Çeşitli psikolojik faktörler, rekabetin DEHB'li bir beyni bile aniden durdurabilmesine neden olabilir. Yani, bu sizin için işe yaramazsa, yalnız değilsiniz. Ancak yanıt veren beyinler için güçlü bir motivasyon kaynağı olabilir.

Yenilik

Parlak ve yeni bir şeyden daha ilgi çekici çok az şey vardır. Bunu her gün öğrenci ve danışanlarımla birlikte görüyorum; daha önce görmedikleri herhangi bir şey karşılığında en değerli eşyalarını bir an bile tereddüt etmeden feda ediyorlar. 

DEHB'li beyin yenilikten ilham alıyor

Beyinlerimiz yeniliği keşfetmeye programlanmıştır; bu, öğrenmemize yardımcı olan ve bizi güvende tutan şeylerden biridir.

DEHB'li beyin de yeniliğe aynı şekilde ilgi duyar, ancak bunu daha da büyük bir şevk ve coşkuyla yapar. Çünkü yenilik, beynimizdeki dopamini artırır - ve dopamine aç DEHB'li beyin? İşte bu, kaçırılmayacak kadar iyi bir şey!

Aslında araştırmalar, DEHB ve nörotipik beyinlerin fMRI'larına baktığımızda, DEHB beyinlerinin yenilikle karşılaştıklarında nörotipik beyinlere göre çok daha fazla aktivasyon ve heyecan yaşadıklarını göstermektedir. Yani yeni ilişkiler, yeni projeler, yeni fikirler ve yeni görevler; DEHB'yi çok az şeyin tetikleyebileceği gibi tetikler. Ne yazık ki, yenilik zamanla etkisini yitirir. Bu yüzden, yeniliğin sizi harekete geçirmesinden sonra daha fazla ivme yaratmanın yollarını bulmanız gerekir . Peki ya başlamak? Mücadelenin yarısından fazlası bu.


Mizah

Bu, henüz araştırmalarda başlangıç aşamasında olan bir joker. Ancak klinik çalışmalarda o kadar sık gördüğümüz bir şey ki, bahsetmeye değer. Araştırmalar, ortalama olarak, DEHB'li beyinlerin nörotipik beyinlerden daha komik olduğunu öne sürüyor. (Tamam, tam olarak bunu söylemediler; bunu çok daha araştırma odaklı terimlerle söylediler, "daha yüksek humoral keskinlik" ama evet, DEHB'li beyinler komik!).

Mizah, sosyal bağlantı ve yaratıcılığın harika bir karışımı olduğundan -ki ikisi de DEHB'li beyinler için son derece ödüllendiricidir- mizahın bir güç olduğu insanlar için, bir şaka yapıldığında yaşanan o coşkunun veya eğlenildiğinde yaşanan o iyi hissetme duygusunun motivasyonu artırması mantıklıdır.




© Okuyan Anne - Yeni Nesil Annenin Kitaplığı
Maira Gall
Okuyan Anne - Yeni Nesil Annenin Kitaplığı - ©

Blog Tasarımı

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması
5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.