"Öncelikle şu bir gerçek; anne hangi duyguyu hissediyorsa çocuk o duyguyu adeta bir sünger gibi emecektir. Hele ki çocuğun yaşı küçükse ve dünyası henüz sadece annesinden ibaret ise annenin hissettiği bütün duygular çocuğun duygu repertuarı için bir kaynak oluyor."
Her çocuk özeldir ve kendine has özellikleri vardır. Anneler ve babalar kendi istekleri doğrultusunda çocuk yetiştirmeye kalkarlarsa “proje çocuk” dediğimiz durumlar ortaya çıkıyor. Çocukların isteklerine kulak verelim!
Bu gün bloğumun konuğu Madalyon Psikiyatri Merkezi Uzmanlarından, Bebeğim ve Biz dergisi yazarı Uzman Psikolog İpek Gökozan. Kendisi ile anne ve çocuk psikolojisine dair söyleştik ve oldukça yararlı bir röportajla sizlerleyiz.
Kendinizi
tanıtır mısınız? Kimdir İpek GÖKOZAN?
Hangi eğitimleri aldı ve neler yapar?
Liseyi Balıkesir Sırrı Yırcalı Anadolu
Lisesi’nde okuduktan sonra Koç Üniversitesi Psikoloji ve İşletme Bölümleri’ni
%100 başarı bursu ile eş zamanlı olarak bitirdim. Mezun olduğum yıl Doğuş
Üniversitesi Klinik Psikoloji Bölümü’ne girdim ve bölüm birinciliği ile mezun
oldum. Çalışma alanımı çocuklar ve ergenler olarak seçtim ve bir süre
Kemerburgaz Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nde çalıştıktan sonra
Madalyon Psikiyatri Merkezi’ne geçiş yaptım ve yaklaşık 2.5 yıldır aynı yerde
çalışmaktayım. Bizim mesleğimizde
öğrenme hiç bitmiyor, sürekli kendimi geliştirmek adına çocuk psikolojisi
hakkında eğitimler almaya devam ediyorum. Bir yandan özel bir üniversitede yarı
zamanlı olarak ders veriyorum, diğer yandan da Bebeğim ve Biz dergisi ve
Milliyet PembeNar için yazılar yazıyorum.
·
Özgeçmişinize
baktığımda dolu dolu bir eğitim hayatı ve aktif bir çalışma hayatı görüyorum.
Neden psikoloji alanını tercih ettiniz, sizi bu alanda çalışmaya yönlendiren
neydi? Psikolojide özellikle ilgilendiğiniz bir grup, hastalık ya da alan var
mı?
Aslında psikoloji alanına girişim biraz
değişik oldu. Ben üniversite sınavında Türkiye derecesi yapmıştım ve
öğretmenlerim o zamanlar beni “puanım boşa gitmesin” diye işletme bölümüne
yönlendirmişlerdi. O zamanlar ne istediğimi tam olarak bilmediğim için bu fikir
bana cazip gelmişti ve işletmeyi yazarak ilk tercihime girmiştim. Üniversitede
bölüm dersleri başladıktan sonra işletmenin hiç bana hitap etmediğini fark
etmem çok uzun sürmedi. Zorunlu psikoloji dersimiz vardı ve o derse girdiğim
ilk gün kararımı vermiştim, kesinlikle psikoloji okuyacaktım. Böylece işletme
ve psikoloji bölümlerini eş zamanlı olarak okuma kararı aldım ve sonrasında da
işte bugündeyiz. Çocuk ve ergenlerle çalışma kararını uzmanlığımı alırken
vermiştim. Çalışmayı tercih ettiğim spesifik bir alan yok, ancak kaygı
bozuklukları her zaman daha çok ilgimi çekmiştir.
· Özellikle kaygı bozukluklarının ilginizi çektiğini vurguladınız.
Anne
Çocuk Psikolojisini incelediğinizde günümüzde yeni nesil annelerin çoğunlukla
kaygılı ve sürekli evladına yetememe korkusu içinde olmalarını neye
bağlıyorsunuz?
Bu anneler için önerileriniz nelerdir?
Öncelikle şu bir gerçek; anne hangi duyguyu
hissediyorsa çocuk o duyguyu adeta bir sünger gibi emecektir. Hele ki çocuğun
yaşı küçükse ve dünyası henüz sadece annesinden ibaret ise annenin hissettiği
bütün duygular çocuğun duygu repertuarı için bir kaynak oluyor. Eğer anne
yetersizlik düşünceleri ile kaygılanıyorsa, çocuk da kaygılı olacaktır ve gözü
devamlı annesinde olacaktır. Bu durumu bir detektöre benzetebiliriz. Çocuklar
annelerinin hissettiklerini bir detektör gibi tararlar ve olumsuz duyguları
anında hissederler. Bu konuda anneler için tek önerim şu olacaktır: Kimse
mükemmel değildir! Kusursuz annelik, adeta imkânsızlığa soyunmaktır. Çocuğunun
yanında olan, onun ihtiyaçlarına karşılık veren ve sevgiyle onu destekleyen bir
anne zaten elinden gelenin en iyisini yapıyor demektir. Kendinizi diğer
annelerle karşılaştırmayın. Her ailenin dinamiği, her çocuğun ihtiyacı
farklıdır.
· Özellikle ilk kez anne olan kadınların sıklıkla
çocuklu hayata geçişle birlikte kendilerini çocuklarına adadıklarına şahit
oluyoruz. Elbette bu durum hem aile (eş) ilişkilerini hem de annenin
psikolojisini etkiliyor. Doğum sonrası / Postpartum dönem ve bu döneme ilişkin
depresyon konusunda neler söylemek istersiniz?
Doğum sonrası hüzün sık
karşılaşılan ve beklendik bir durumdur. Ancak bu hüzün süresi uzuyor, annenin
bebeğe bakım verme süreci olumsuz etkileniyor ve annenin gündelik hayat
fonksiyonelliğinde şaşmalar oluyorsa pospartum depresyondan söz ediyor
olabiliriz. Bu tip bir dönem söz konusu ise mutlaka bir uzmandan destek
alınmalıdır. Bunların yanı sıra eşlerin verdiği destek çok önemlidir. Bazen
kayınvalideler veya anneler doğum yapan kızlarına destek vermek için adeta
bebeğin olduğu eve yerleşirler ve çiçeği burnunda anne ve babanın
annelik-babalık etmesine izin vermezler. Bu tip durumlar lohusayı strese sokar.
En güzel sistem lohusanın talep ettiği kadar yardımda bulunmak… Babanın anneye
vereceği destek en kıymetlisidir.
·
0-6 Yaş
çocuklarında en sık karşılaştığınız psikolojik sorunlar hangileri?
Bu dönem
çocuklarında hangi davranışlar ciddiye alınarak alarm durumuna geçilmeli
(hastalığın belirtileri)?
Ailelerin en sık başvuru nedenleri çocuğun
arkadaşlarına veya büyüklerine yıkıcı davranışlarda bulunması (vurması,
tükürmesi, etrafı kırıp dökmesi), öfke nöbetleri, tutturmalar, ağlama krizleri,
anneden ayrılmak istememe, kreşe ayak uyduramama, konuşmanı gecikmesi vb..
Bütün bu belirtilerin hepsi çok önemlidir, ancak çocukta şu davranış
gözüküyorsa şu sorun olabilir şeklinde bir yaklaşım mümkün değildir. Bunu ateş
yükselmesi gibi düşünebiliriz, her ateşi yükselen çocuğa grip oldu diyemeyiz,
çocukta başka hastalıklar da söz konusu olabilir. Davranışsal sorunlar
birçoğunun altına uygunsuz anne baba tutumları yatıyor… Çocuğa sınır koyamama,
ağlamasın diye her istediğini yapma veya çocuğa gereksiz sınırlamalar koyma
muhakkak sorunlara vesile olur. Eğer çocuğun gelişimsel basamaklarında yolunda
gitmeyen bir şeyler varsa, örneğin konuşması geciktiyse, sosyalleşemiyorsa, tek
başına yapabileceği şeyleri yapamıyorsa mutlaka bir uzmana başvurulması
gerekir; şayet gelişimsel bir sorun söz konusu olabilir.
·
Son
olarak annelere iyi gelecek bir reçete yazacak olsaydınız; neler yazardınız?
Her çocuk özeldir ve kendine has özellikleri
vardır. Anneler ve babalar kendi istekleri doğrultusunda çocuk yetiştirmeye
kalkarlarsa “proje çocuk” dediğimiz durumlar ortaya çıkıyor. Çocukların
isteklerine kulak verelim! Çocuk yüzmeyi sevmiyorsa illa yüzme kursuna gitmek
zorunda değil, ona neyi seçmek istediğini soralım. Eğer bir reçete yazacak
olsaydım, çocukların bir birey olduklarını unutmayın ve belirli sınırlar
içerisinde onlara seçim şansı tanıyın derdim.
İlgi ve zamanınızı ayırdığınız için çok teşekkür ederim.
Pınar Yeşiltay Sevim
Kasım 2016
Not: http://www.ipekgokozan.com dan İpek Gökozan ve çalışmaları hakkında detaylı bilgi alabilir, @psikologipekgokozan instagram hesabından kendilerini takip edebilirsiniz.